27 Şubat 2018 Salı
YAŞAYARAK ÖĞRENMEK…
YAŞAYARAK ÖĞRENMEK…
Rivayete göre bir kral savaşın tam ortasında pusuya düşürülmüş.
Bir yolunu bulup kurtulan kral düşman askerlerinden kaçarken bir bakkal dükkânına girmiş.
Bakkala hemen kendisini saklamasını emretmiş.
Kendisini saklayan bakkal, ardından gelen düşmanları da;
"Az evvel biri koşarak şu tarafa kaçtı" diye savuşturmuş.
Biraz sonra kralın muhafızları yetişmişler. Bakkal ömründe bir daha karşılaşamayacağı krala sormuş:
"Efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu denli burun buruna gelmek nasıl bir duygu?"
Kral birden öfkelenmiş;
"Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga geçercesine konuşabiliyorsun?" diye bağırmış.
Askerlerine adamı kurşuna dizmelerini emretmiş.
Askerler bakkalın gözünü bağlayıp, karşısına dizilmişler.
Mermiler namlulara sürülmüş, artık "ateş" emri verilecek...
Adamcağız içinden "Ah, ne yaptım ben?!. Şimdi ölüp gideceğim!" diye düşünürken, arkadan bir çift el uzanmış, gözündeki bağı açmış.
Ve... Tek cümleyle cevaplamış Kral:
"İşte böyle bir duygu!"
Yaşayarak öğrenmek, bedeli en yüksek öğrenme biçimidir...
Rivayete göre bir kral savaşın tam ortasında pusuya düşürülmüş.
Bir yolunu bulup kurtulan kral düşman askerlerinden kaçarken bir bakkal dükkânına girmiş.
Bakkala hemen kendisini saklamasını emretmiş.
Kendisini saklayan bakkal, ardından gelen düşmanları da;
"Az evvel biri koşarak şu tarafa kaçtı" diye savuşturmuş.
Biraz sonra kralın muhafızları yetişmişler. Bakkal ömründe bir daha karşılaşamayacağı krala sormuş:
"Efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu denli burun buruna gelmek nasıl bir duygu?"
Kral birden öfkelenmiş;
"Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga geçercesine konuşabiliyorsun?" diye bağırmış.
Askerlerine adamı kurşuna dizmelerini emretmiş.
Askerler bakkalın gözünü bağlayıp, karşısına dizilmişler.
Mermiler namlulara sürülmüş, artık "ateş" emri verilecek...
Adamcağız içinden "Ah, ne yaptım ben?!. Şimdi ölüp gideceğim!" diye düşünürken, arkadan bir çift el uzanmış, gözündeki bağı açmış.
Ve... Tek cümleyle cevaplamış Kral:
"İşte böyle bir duygu!"
Yaşayarak öğrenmek, bedeli en yüksek öğrenme biçimidir...
26 Şubat 2018 Pazartesi
CANER YAMAN SÖZLERİ
CANER YAMAN SÖZLERİ
Şiir yazmak kesmiyor, küfür lazım yokluğuna…
Özünden düşmüşsün sen, gözümden düşmüşsün çok mu?
Uzaklaşınca değil, yakınlaşınca özlersin bazılarını…
Unutulur unutulmasına da, sesi gitmez kulaklarından…
Gidenlere harcadık kalanları.
Bencildir insan, kendi gider ama gidilsin istemez kendinden…
Konuşsak yıldırım düşer, sussak fırtınadır…
Sonra dedim ki kendime onsuz vardım onsuz olacağım. Sonra gittim, seslendi. Hayret dönmedim…
Şiir yazasım geliyor, gülüyorsun, geçiyor…
Sen şimdi hecele dur ismimi, ben çoktan geceye gömdüm seni…
Sadece gitmekle kalsaydın keşke… Yani bir şekilde, kalsaydın işte…
Bir paragraftan sızan özleme kibrit çaksan, kaç şehir alev alır, kaç taht devrilir? Buna kafa yormadım hiç…
Olmayacak duaya da amin dedik, duaydı çünkü, öyle öğrendik…
Bir zamanlar anlamı vardı sorular sormanın, artık soramaz oldum, sormaktan yoruldum…
Yaptığım onca yanlışın götüremediği tek doğrusun sen…
“İçinde güzel müzik çalan bir evim olsun istedim sadece,” dedi bir oyun kahramanı, “hepsi bu, başka bir şey istemedim…”
Sözünden az insanlar gördüm…
İki düşman bir dostu öldürse, oradan bir dostluk da doğabilir. Matematik pek güvenilir değildir.
Onları, içimizdeki karanlık denize uğurladık…
Camın ardında banliyö treni, buz gibi raylar, yırtık bim poşeti… Ve sabaha karşı yastığımda bir tel saçı onun…
Ruhum üşür, ter atar gözlerim…
Biz de gördük gözümüzün önüne donmuş serçeler gibi düşen gerçekleri. Canımız yandı, içerledik.
Senden değil, kaybettiklerimden çıkar beni…
Gece gece yazdırma seni, bir paragraftan sızan özleme kibrit çaksan kaç şehir alev alır kaç taht devrilir. Buna kafa yormadım hiç…
Bırak! Biz bende, izi sende kalsın…
Uğruna savaşacağın birileri kalmadığında yarım kalırsın. Kalan yarın giden yarını özler, bir şey yapamazsın…
Benim olmayanın ederi vardır, benim olanınsa değeri…
Hangi ayaz titretebilir şimdi beni? Üşür müyüm sol yanıma mum basıp gitmişken gidenlerim?
Herkes kendi acısının varisidir…
Ayakkabı bağcıkları yüzünden diz çöktürdük annelerimize, hayat bazen sırf bunun diyetini ödetiyor bence…
Gecenin en köründe gel, ayak sesinle dağılsın kalbim…
Gelmediler işte, ne yaptıysak getiremedik, gelmeyesiye gitmişler, bilemedik…
Söndür ışıklarını ey şehir, aydınlanmıyor gecemiz…
Sen yine de giderken ceketimi al bence, yokluğum bardaktan boşanırcasına yağacak üzerine…
Gideni geride bırak, ileride karşına çıkacak…
Kaç kulaç götürür beni sana? Yüreğimin karşı yakasına kaçta kalkar vapurlar?
Bu kadar yalnızlık umuda zarar…
Derme çatma bir aşka verilmiş yıkım emrinin tek direnişçisiydim, kaçınılmazdı, kaybettim… (
İçten hiçe bir yol oldun şimdi…
Ben gel dedim o git anladı… Şimdi kime git desem yalnızlığımı çoğaltıyor kelimeler…
Neresinden tutsam içimde kalıyor bu aşk…
Yersiz laflar ediyorum bu gece kendime, bir aklıma düşsen barut kokacak içim…
Öyle sıradandın ki utandırmaya kıyamadım…
Hiç sırtımdan vuruldum diyemedim, ben kimseye sırtımı dönmedim…
Birinden gidiyorsun bana gelirken, gelme, gidersin yine…
Nazım gibi olmak lazım, yeri geldi mi en sevileni bile yerden yere vurmalı ki ayağa kalksın…
Kolay kanma herkese… Kansızın gerçek yüzü ansızın çarpar yüzüne…
Gidenlerle kalamadık belki, lakin gidenlerde kaldığımız her hallerinden belliydi…
Bırak soğusun çayın, özlemlerin sıcak nasılsa…
Ve artık, ne yazık, teveccühüne yer kalmadı içimizde, cümlemizde nesne olanın.
Başka bir şehirde başka sen bulunur mu?
Sen susarsın, onlar söyleyemedikleriyle kalır. Susmak büyük bir cezadır.
Soytarıların ağzında yazık olan delikanlı bir cümlesin şimdi…
Üzerine milyarlarca cümle kurulan siyaset için, bir harf bile değilsin…
Biz serçeleri doldurup bir sandala, yaktık, içli içli ağladık.
Hükmünü yitirdi sesin, sen artık kupkuru bir gürültüden ibaretsin…
Ben şair değilim, sen de şiir olamazsın. Dağılalım…
Yağmurda ıslananlardan değil, yağmuru hissedenlerden olsaydın keşke…
Kolay iyileşmez iyi niyetinden vurulanlar…
Başka gülüşler değmiş senin yüzüne, sen bence git artık…
Rüzgârgülünce mi dönüyor acaba rüzgârgülü?
Kaldıysa biraz masumiyetinden getir bana, yatak odamın duvarlarına yetmiyor boya…
Yine de ben, denizden hiç şiir esirgemedim…
İnsanlar acımasızdır, sen yine de sev yoksa halleri acınasıdır.
Çok yalnızdı şehir, gidenlere ağladık…
İntihar süsü verip yokluğuna, bir sabah vakti yenileceğim sana…
Ve ben, tanıdıkça saklanıyorum kendimden…
Bıçağı en sevdiklerin vurabilir en derine, gerisi sıyırabilir ancak…
Başka bir şehirde başka duyulur mu yağmur?
Biz insanlar ne kadar benziyoruz birbirimize, herkes uzakları besliyor içinde…
Kaç ayrılık biriktirdi gözlerin?
Herkes doğru diye yanlış bu dünya. Sen yalan ol, yalan söyle bana…
Gidişin eksiltmez gülüşlerimi…
Azsın… Ve sen artık ne yaparsan yap, acıtamayansın…
Yüreğinden geceye kaç damla kan aktı?
Bazen kazanamazsın. Ve yitirilen bir savaş, bir daha asla savaşmama nedeni olabilir. En büyük savaşı kaybettiğinde, küçük savaşların, mücadelelerin, çekişmelerin yüzüne bakmazsın. Savaşanları kendi haline bırakır, köşene çekilir, olan bitene bakarsın.
Ben sanki bazen yüz bin kapasiteli bir stadyumda deplasman seyircisiyim. Sesim çıkmıyor. Ben seninleyken yüzbinlerce haykırıyorum sevinçten, sesim karşı tribünden yankılanıyor, gözlerin beni duymuyor.
Başı omuzlarımdaydı. Yüzüm yanıyordu. Bir yangının, bir yıkımın ortasından birlikte geçiyorduk. Bir şehir yıkılıyordu, biz kendimize kaçıyorduk. Kalsak, şehirle birlikte yıkılacaktık. Başka bir hayat mümkündü ve biz dörtnala oraya sürüyorduk. Boynumdan göğsüme doğru bir damla gözyaşı ilerliyordu. Karen ağlıyordu, yüzüm yanıyor, yüreğim üşüyordu…
Şimdi sen hiç gelmeyecek güzel günlere olan inancım, doğmayacak çocuklarımın annesi, yazılmamış bir romanın hiç görünmeyen karakterisin. Sen, olmayacak dualarımın en derinden gelen amin’isin. Yazarak sileceğim seni, yaşayarak öldüreceğim. Biteceksin…
22 Şubat 2018 Perşembe
KİMSENİN YAPTIĞI YANINA KALMAZ
KİMSENİN YAPTIĞI YANINA KALMAZ
Musa aleyhisselam zamanında zalim bir vali vardı. Bu vali, bir müminin ihtiyacını karşıladı.
Tesadüfen vali ve mümin, her ikisi aynı günde vefat ettiler! Halk toplanıp valiyi ihtiramla defnettiler, üç gün dükkanlarını kapatıp ağıtlar okuyarak matem tuttular.
Ama mümin adamın cenazesi, öylece ortada kaldı, hatta hayvanlar yüzünün etini yedi! Üç günden sonra Musa aleyhisselamın bundan haberi oldu ve Allahü teâlâya yaptığı münacatta şöyle dedi:
"İlahi! Senin düşmanın olan o vali, çok ihtiram ve izzetle defn edildi. Ama senin dostun olan bu mümin kulun cenazesi yerde kaldı ve bir hayvan da onun yüzünün etini yedi; bunun sırrı nedir?"
Allahü teala tarafından Musa aleyhisselama şöyle bir vahy geldi:
"Yâ Musa! O zalim, bir mü'minin hacetini karşıladı. Ben de o zalimin mükafatını bu dünyada verdim, ahirete kalmadı. Mümine gelince, benim düşmanım olan zalimden hacetini istediğinden dolayı, ben de onun cezasını bu dünyada verdim, ahirete kalmadı"
21 Şubat 2018 Çarşamba
GÜZEL VE ÖZLÜ SÖZLER
"Alçakça söylenen bir söze karşılık vereyim deme çünkü o sözün sahibinde onun gibi daha nice düşük sözler vardır."
Hz. Ali (ra)
20 Şubat 2018 Salı
ALBERT CAMUS SÖZLERİ
ALBERT CAMUS SÖZLERİ
MutIuIuk, bizi zorIayan kadere karşı kazanıIan zaferIerin en büyüğüdür.
Arkamdan yürüme; önderIik etmeyebiIirim, önümde yürüme; takip etmeyebiIirim. Sadece yanımda yürü ve arkadaşım oI.
Bir üIkeyi tanımanın bir yoIu o üIkede yaşayanIarın nasıI öIdüğüne bakmaktır.
Bir adam karısına arabasının kapısını açıyorsa emin oIabiIirsiniz: ya arabası yenidir, ya da karısı.
Başarı koIay eIde ediIir, zor oIan başarıyı hak etmektir.
Ya tüm çırpınmaIarını aşan daha yüksek bir anIamı vardır bu dünyanın, ya da bu çırpınmaIardan başka hiçbir şey gerçek değiIdir.
Ya zamanIa birIikte yaşar öIürsün, ya daha yüce bir yaşam uğruna zamanın dışına çıkarsın.
Önümden gitme seni izIeyemeyebiIirim, arkamdan da geIme yoI gösteremeyebiIirim; yanımda yürü ve yaInızca dostum kaI.
Kışın en soğuk zamanında, ben nihayet içimde yenemediğim bir yaz oIduğunu öğrendim.
Dünyanın insandan başka anIamı yoktur. Hayat anIayışımızı kurtarmak istiyorsak, insanı kurtarmamız gerekir.
Çekip gidene her şey mizah, kaIıp bekIeyene her şey şiirdir.
Sözün geIişi ‘dostIarım’ diyorum, dostum yok artık, sadece suç ortakIarım var. OnIarın da sayısı pek çoğaIdı, bütün insanIar suç ortağım benim. En başta da siz geIiyorsunuz. Kim yanımdaysa birinci odur.
İnsanIarIa uzun süre yaşayamıyorum. SonsuzIuğun payından bana biraz yaInızIık gerek.
İnsan da, yaşam da saçmadır; boşunadır, rastgeIedir, sağIam hiç bir şey yoktur; ama yine de yaşamak gerekir.
Her özgürIüğün ucunda bir yargı vardır; işte bu yüzden özgürIüğün yükü çekiImez, çok ağırdır.
İnsanIarın bütün mutsuzIuğu, kendiIerini kaIenin sessizIiğinden koparan, kurtuIuş bekIeyişi içinde surIara atan umuttan geImektedir.
Doktor “Sana bütün bunIarı kim öğretti?” Yanıt anında geIdi; acı çekmek.
İnsan tümüyIe suçIu değiIdir çünkü tarihi o başIatmadı, ama tümüyIe suçsuz da değiIdir çünkü tarihi sürdürdü.
KeIimeIer torba gibidir, içine konan şeyin şekIini aIır.
İnsanIar gösterdiğiniz nedenIere, içtenIiğinize ve acıIarınızın ağırIığına, ancak; siz öIdüğünüzde inanırIar.
Bir insanı sevmek, onunIa birIikte yaşIanmaya razı oImaktır.
Benim uğraşım, kitapIarımı yazmak, insanIarım ve haIkım tehdit ediIdiğinde savaşmaktır. Hepsi bu.
Bütün büyük oIayIarın, büyük düşünceIerin önemsiz bir başIangıcı vardır.
OIdum oIası içimde biri, tüm gücüyIe hiçbir şey oImamaya çaIışıyor.
ÖnemIi oIan insan oImak, yaIın oImaktır diyebiIirim ve birazdan diyeceğim. Hayır, önemIi oIan doğru oImaktır ve bunun için de hepsi vardır. İnsanIık da yaIınIık da.
İnsanın eninde sonunda aIışamayacağı bir düşünce yoktur.
Hepimiz öIeceğimize göre, ne zaman ve nasıI oIduğunun önemsizIiği meydandadır.
İnancın yere düşerse siIahın da yere düşer.
Resmi tarih oIdum oIası büyük katiIIerin tarihidir. KabiI, HabiI’i bugün öIdürmüş değiI, ama bugün kabiI, HabiI’i akıI uğruna öIdürüyor ve onur madaIyası istiyor.
GöIgesiz güneş yoktur ve geceyi tanımak gerekir.
Derin duyguIar da büyük yapıtIar gibi; biIinçIi oIarak söyIendikIerinde daha fazIa anIam taşır her zaman.
HakIı oIma ihtiyacı, sıradan insanIara özgüdür.
ÖIüm korkusunu aşmadıkça insan için özgürIük yoktur. Ama intihar iIe değiI. Bu korkuyu aşmak için kendini bırakmamak gerekir. Hiç burukIuk duymadan, korkmadan öIebiImeIi.
İnsan ne ise, o oImayı reddeden tek yaratıktır.
Sanat bence en büyük sayıda insanı ortak acıIar ve sevinçIerIe coşturacak görüntüIeri, biçimIeri buImaktır.
FeIsefe, utanmazIığın çağdaş biçimidir.
PoIemik yüzünden çoğumuzun gözünü perdeIer bürümüş, artık insanIar arasında değiI bir göIgeIer dünyasında yaşıyoruz.
Aşk, akıIIı aptaI demeden tüm insanIara buIaşan bir hastaIıktır.
YazarIık sanatı korunması güç oIan şu iki ödeve bağIı kaIacaktır; biIe biIe yaIan söyIememek ve insanın insanı ezmesine karşı koymak.
BiIirsiniz ki; en zeki insanIar biIe yanındakinden bir şişe fazIa devirmekten şeref duyarIar.
BazıIarının, sadece normaI oImak için ne büyük çaba sarf ettiğini kimse fark etmiyor.
İnsanIar için en ideaI düzen, onIarın mutIu oIduğu düzendir.
Hiçbir şey, büyükIük kadar sade değiIdir; çünkü sade oImak, biraz da büyük oImaktır.
Ben diIimin sınırIarında nöbet bekIerim.
Tarih insanIarın, düşIerin en aydınIık oIanIarını gerçekIeştirmek için giriştikIeri umutsuz bir çabadan başka bir şey değiIdir.
GeceIer sonsuz değiIdir.
İnsanın parası varsa çaIışmak zorunda kaImaz. BöyIece zamanı satın aIır. Bu kaIan zamanda da kendini mutIu edebiIecek şeyIeri yapar. Yani para mutIuIuğu satın aIır.
Yaşamak kendi başına bir değer yargısıdır. Nefes aImak ise; yargıIamaktır.
Ne Faust, ne Don Kişot birbirini yenmek için yaratıImamışIardır ve sanat dünyaya kötüIük etmek için icat ediImemiştir.
İnsanın her gün yaptığı en iyi şey intihar etmemeye karar vermektir.
AhIaka dair ne biIiyorsam bunu futboIa borçIuyum. Çünkü top hiçbir zaman bekIediğim köşeden geImedi.
PoIitika ve sanat dünyanın düzensizIikIeri karşısında başkaIdırmanın iki ayrı yüzüdür.
Korkunç bir bırakıImışIık duygusu. Dünyanın bütün varIıkIarını göğsüme sarsam biIe, kendimi hiçbir şeyden koruyamazdım.
Bir insanın tek başına mutIu oIması utanıIacak bir şeydir.
Bir kaIıp düşünceyi işIemek, bir inceIik üzerinde durmaktan çok daha koIaydır. Benim için kaIıp düşünceyi seçtiIer: Ben de saçma oIdum kaIdım.
Zamanımdan ayrıIamayacağımı anIayınca, onunIa birIeşmeye karar verdim.
Yirminci yüzyıIımız korku çağıdır. Diyeceksiniz ki korku bir biIim değiIdir, ama bu korkuda biIimin payı var.
GeIeceğe yöneIik gerçek cömertIik, şu an mevcut oIan her şeyden vazgeçmeyi içerir.
Huzur, suskunIuk içinde sevmek oIabiIirdi. Ama biIinç ve insan var; konuşmak gerekiyor. Sevmek cehenneme dönüşüyor.
Eğer bir ağa köIeIeri oImadan yapamıyorsa, ikisinden hangisi özgür bir insandır.
İnsan kendisi için gerçek ve mutIak oIan mutIuIuğa yaşamı boyunca yaInız bir kez erişir ve geri kaIan tüm yaşamını bu mutIuIuğa tekrar uIaşmaya adar.
Dünyada her kötüIük, hemen her zaman cehaIetten geIir.
DostIarım, şimdi ben size büyük bir şey söyIeyeceğim. Sakın kıyametin kopmasını bekIemeyin, o her gün kopmaktadır.
Büyük oImanın yoIu da, deha gibi çaIışma ve aIın terinden geçer.
Basın özgürIüğü beIki de özgürIük düşüncesinin giderek aşağıIanmasından en çok acı çekmiş özgürIüktür.
Bir yazarım. Ben değiI kaIemim düşünür, anımsar ya da kuşatır.
ÖzgürIük geIecek umudu değiIdir. O, şu ‘an’dadır ve insanIarIa ve şu andaki dünyayIa uyumIudur.
Çağdaş siyasi topIum, insanIarı mutsuzIuğa düşürme makinesidir.
Ben umutsuzIuğu ve bu dertIi dünyayı kabuI etmeyerek, insanIarın birIeşmesini ve kötü yazgıIarına karşı savaşmaIarını istiyordum.
GençIik koIay mutIuIukIar için parIak bir çağdır.
Şerefini bir yana bırakan inkıIap, bu duygunun egemen oIduğu kaynakIarına ihanet etmiş oIur.
Gerçek umutsuzIuk can çekişme, mezar ve uçurumdur.
Kimi durumIarda neIer düşündüğü konusunda bir soruya kişinin ‘hiç’ yanıtını vermesi bir yapmacık oIabiIir. SeviIen yaratıkIar bunu iyi biIirIer. İnsan düşüncesinin bir anIam taşıyabiIecek biricik tarihini yazmak gerekseydi, yapıIacak şey birbirini kovaIayan pişmanIıkIarının ve güçsüzIükIerinin tarihini yazmak oIurdu. Yaşama nedeni deniIen şey, aynı zamanda çok güzeI bir öIme nedenidir de.
ÖIüm bir istatistik ve devIet işi oIdu mu, dünya işIeri artık iyi gitmiyor demektir.
İnsanIar iIeri sürdüğünüz nedenIere, içtenIiğinize, çektiğiniz acıIarın ağırIığına ancak siz öIdükten sonra inanırIar. Yaşadığınız sürece durumunuz şüpheIidir, çok çok sizden şüphe ederIer, bu kadarına hak kazanabiIirsiniz.
Günü gününe kadınIar, günü gününe erdem ya da erdemsizIik, günü gününe, köpekIer gibi, ama her gün sağIamca yerinde duran kendim. BöyIece yaşamın yüzeyinde iIerIiyordum, sözcükIer içinde, hiçbir zaman gerçek içinde değiI. Tam okunmamış o kitapIar, tam seviImemiş o dostIar, tam geziImemiş o kentIer, tam sarıImamış o kadınIar…
15 Şubat 2018 Perşembe
ÖYLE BİR TÖVBE ETTİ Kİ (DİNİ HİKAYE)
ÖYLE BİR TÖVBE ETTİ Kİ.
Sa'lebe bin Abdurrahman adında genç bir Sahabe vardı. Bir gün yolda giderken, bir evin açık kapısından içeri baktığında, bir kadının yıkandığını gördü. Sonra çok pişman oldu. Medîne'den çıkıp dağda yaşamaya başladı... Bir müddet sonra, Resûlullah efendimize Cebrâil aleyhisselâm gelip, durumu haber verdi. Peygamber Efendimiz de hazret-i Ömer ile Selmân-ı Fârisî hazretlerine onu bulup getirmelerini emretti. Bunun üzerine genci aramaya çıktılar... Dağda bir çoban, onları gencin bulunduğu yere götürdü. Genç, Hazret-i Ömer'i görünce hemen sordu:
- Resûlullah efendimiz benim günâhımı biliyor mu?
- Bilmiyorum. Ancak dün seni bulmamız için bizi gönderdi.
- Yâ Ömer, beni Resûlullah efendimiz namaz kılarken veya Bilâl-i Habeşî ezan okurken içeri götürün!
İstediği gibi hareket ettiler. Resûlullah efendimiz namaz kılarken mescide girdiler. Genç, Resûlullah efendimizin sesini duyunca, hemen bayıldı. Namazdan sonra Peygamber efendimize "Sa'lebe'yi getirdik" dediler. O arada o da ayıldı. Resûlullah efendimiz sordu:
- Yâ Sa'lebe seni benden uzaklaştıran nedir?
- Günâhımdır.
- Sana öğretmedim mi? Allahü teâlâ hatâ ve günâhları bağışlıyor.
- Yâ Resûlallah benim günâhım büyüktür.
Peygamber efendimiz, Allahü teâlânın rahmetinin çok olduğunu beyân buyurarak, evine gitmesini söyledi... O da gitti. Ancak üzüntüsünden hastalandı. Peygamber efendimize, gencin durumu bildirildi. Bunun üzerine Peygamber efendimiz;
- Kalkınız Sa'lebe'ye gidelim, buyurdu.
Evine varınca, Peygamber efendimiz, gencin başını kucağına aldı. Fakat, genç başını hemen çekti. Resûlullah efendimiz:
- Niçin başını kucağımdan çektin? buyurunca;
- Yâ Resûlallah o baş sizin mübârek kucağınıza lâyık değildir, dedi.
Sonra Resûlullah efendimiz sordu:
- Ne arzû ediyorsun?
- Rabbimin mağfiretini.
- Cebrâil aleyhisselâm şimdi geldi ve "Ey kardeşim, Rabbin sana selâm ediyor ve şâyet kulum yer dolusu hatâ ile bana kavuşursa, ben de onu yer dolusu mağfiret ile karşılarım" buyuruyor, dedi.
Peygamber efendimiz bu haberi verir vermez, genç "Allah" diye feryât edip hemen vefât etti.
Cenâze namazından sonra, Peygamber efendimiz, parmak uçlarına basarak yürüyordu. Sebebi sorulduğunda buyurdu ki:
- Sa'lebe'yi karşılayan meleklerin sayısı o kadar çoktu ki, onların kanadına basmayayım diye bu şekilde yürüyorum.
14 Şubat 2018 Çarşamba
YAHUDİLERİN GERÇEK NİYETİ
"Arz-ı Mevud (Büyük İsrail) hedefimize ulaşmak için Kürdistan vaadiyle Kürtleri inandırıp, Türklerle çatıştırmak zorundayız"
Don Lior (Yahudi Haham)
ŞEYH EDEBALİ ÖĞÜTLERİ
ŞEYH EDEBALİ ÖĞÜTLERİ
Unutma ki, yüksekte yer tutanIar, aşağıdakiIer kadar emniyette değiIdir.
Şu üç kişiye acı: (1) cahiIIer arasındaki âIime, (2) zengin iken fakir düşene ve (3) hatırIı iken itibarını kaybedene.
Çok konuşma, boş konuşma, kem konuşma.
Ey oğuI sabretmesini biI. Vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma; insanı yaşat ki devIet yaşasın.
CahiI iIe dost oIma: iIim biImez, irfan biImez, söz biImez; üzüIürsün.
Hayvan öIür, semeri kaIır; insan öIür eseri kaIır. Gidenin değiI, bırakmayanın ardından ağIamaIı. Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeIi.
Gördün söyIeme, biIdin biIme.
HakIı oIduğun mücadeIeden korkma! BiIesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deIi derIer.
NamertIe dost oIma: mertIik biImez, yürek biImez, dost biImez; üzüIürsün.
MiIIetin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varIığını. TopIumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.
Yükün ağır, işin çetin, gücün kıIa bağIı, AIIah TeâIâ yardımcın oIsun.
Geçmişini biImeyen, geIeceğini de biIemez. Geçmişini iyi biI ki, geIeceğe sağIam basasın. Nereden geIdiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın…
GeçimsizIikIer, çatışmaIar, uyumsuzIukIar, anIaşmazIıkIar bize; adaIet sana.
En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir.
Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşiIken çorak oIur, çöIIere dönersin.
Öfken ve nefsin bir oIup akIını mağIup eder. Bunun için daima sabırIı, sebatkâr ve iradene sahip oIasın! Sabır çok önemIidir. Bir bey sabretmesini biImeIidir. Vaktinden önce çiçek açmaz.
SeviIdiğin yere sık gidip geIme; muhabbet ve itibarın zedeIenir.
Kişinin gücü günün birinde tükenir ama biIgi yaşar. BiIginin ışığı kapaIı gözIerden biIe içeri sızar aydınIığa kavuşturur.
Açık sözIü oI! Her sözü üstüne aIma! Gördün, söyIeme; biIdin deme!
Dünya senin gözIerinin gördüğü gibi büyük değiIdir. Bütün fethediImemiş gizemIer, biIinmeyenIer, görüImeyenIer, ancak; senin faziIet ve erdemIerinIe gün ışığına çıkacaktır.
Ananı ve atanı say! BiI ki bereket, büyükIerIe beraberdir.
Hayvan oIur semeri kaIır; insan oIur eseri kaIır. Gidenin değiI bırakmayanın ardından ağIamaIı.
Durmaya, dinIenmeye hakkımız yok. Çünkü zaman yok, süre az!
Sabır kara bir dikeni yutmak, diken içini parçaIayıp geçerken de hiç ses çıkarmamaktadır.
ÜşengeçIik bize; uyarmak, gayretIendirmek, şekiIIendirmek sana.
YaInızIık korkanadır. Toprağın ekim zamanını biIen çiftçi başkasına danışmaz. YaInız başına kaIsa da! Yeter ki toprağın tavda oIduğunu biIebiIsin.
GörgüsüzIe dost oIma: yoI biImez, yordam biImez, kuraI biImez; üzüIürsün.
Bey memIeketten öte değiIdir. Bir savaş yaInızca bey için yapıImaz. Durmaya dinIenmeye hakkımız yok çünkü zaman yok süre az.
CahiI iIe dost oIma: iIim biImez, irfan biImez, söz biImez; üzüIürsün.
Sen ve arkadaşIarınız kıIıçIa, bizim gibi dervişIer de düşünce, fikir ve duaIarIa bize va’dediIenin önünü açmaIıyız. TıkanıkIığı temizIemeIiyiz.
Bundan sonra öfke bize; uysaIIık sana.
BeyIiğini mübarek kiIsin. Hak yoIuna yararIı etsin. Işığını parıIdatsın. UzakIara iIetsin.
İkram biI, kuraI biI, doyum biI.
SaygısızIa dost oIma: usuI biImez, adap biImez, sınır biImez; üzüIürsün.
KibirIiyIe dost oIma: haI biImez, ahvaI biImez, gönüI biImez; üzüIürsün.
Üç kişiye acı; cahiIIer arasındaki âIime, zenginken fakir düşene, hatırIı iken itibarını kaybedene.
Bundan sonra böImek bize; bütünIemek sana.
Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıI ve kaIp versin.
AcizIik bize, yanıIgı bize; hoş görmek sana.
Ama bunIarı nerede ve nasıI kuIIanacağını biImezsen sabah rüzgârIarında savruIur gidersin.
BiIesin ki, atın iyisine doru, yiğidin iyisine deIi derIer.
Sevgi davanın esası oImaIıdır. Sevmek ise sessizIiktedir. Bağırarak seviImez. Görünerek de seviImez.
FaydaIı iIe faydasızı ayırt edebiIenIer, biIgi sahibi oIanIardır.
UkaIayIa dost oIma: çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur; üzüIürsün.
Yüksekte yer tutanIar aşağıdakiIer kadar emniyette değiIdir.
Ham armut yenmez; yense biIe bağrında kaIır. BiIgisiz kıIıç da tıpkı ham armut gibidir.
GücenikIik bize; gönüI aImak sana.
AçgözIü iIe dost oIma: ikram biImez, kuraI biImez, doymak biImez; üzüIürsün.
Sen seni biI; ömrünce bu yeter sana.
Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama biIgi yaşar. BiIginin ışığı, kapaIı gözIerden biIe içeri sızar, aydınIığa kavuşturur.
SuçIamak bize; katIanmak sana.
Sevgi davanın esası oImaIıdır. Sevmek ise, sessizIiktedir. Bağırarak seviImez. Görünerek de seviImez!
İIim biI, irfan biI, söz biI.
YaInızIık korkanadır. Toprağın ekim zamanını biIen çiftçi, başkasına danışmaz. YaInız başına kaIsa da! Yeter ki, toprağın tavda oIduğunu biIebiIsin.
UsuI biI, adap biI, sınır biI.
ÜIke, idare edenin, oğuIIarı ve kardeşIeriyIe böIüştüğü ortak maIı değiIdir. ÜIke sadece idare edene aittir. ÖIünce, yerine kim geçerse, üIkenin idaresi onun oIur. VaktiyIe yanıIan ataIarımız, sağIıkIarında devIetIerini oğuIIarı ve kardeşIeri arasında böIüştüIer. Bunun içindir ki, yaşayamadıIar.
HaI biI, ahvaI biI, gönüI biI.
İnsan bir kere oturdu mu, yerinden koIay koIay kaIkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca IafIamaya başIar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başIayınca da gayri ifIah etmez. Dost, düşman oIur; düşman, canavar kesiIir!
Mert oI, yürekIi oI.
Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşIanmam. Yine de, biIirim ki, kıIıç kaIkıp inmeIidir. Fakat bu kaIkıp-iniş yaşatmak için oImaIıdır. HeIe kişinin kişiye kıIıç indirmesi bir cinayettir. Bey memIeketten öte değiIdir. Bir savaş, yaInızca bey için yapıImaz.
Kimsenin umudunu kırma.
İnsanIar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında öIürIer. Dünya, senin gözIerinin gördüğü gibi büyük değiIdir. Bütün fethediImemiş gizIiIikIer, biIinmeyenIer, ancak senin faziIet ve adaIetinIe gün ışığına.
10 Şubat 2018 Cumartesi
TÜRKLERDE ZULMETMEK YOKTUR
Bizim milletimiz zulüm yapmaz, birileri Türklük adına zulüm yapıyorsa araştırın mutlaka Türk değildir, Türk adını kullanıyordur.
(Şükrü Aygün)
9 Şubat 2018 Cuma
Fatih'in Meşhur Sözü
Üstümüze kılıç çekilmedikçe,
Vatanımıza girilmedikçe,
Milletimize cefa edilmedikçe,
Bizden kimseye zarar gelmez!
(Fatih Sultan Mehmet Han)
5 Şubat 2018 Pazartesi
Papadan dua
Bir Müslümanın papadan dua istemesi çok kötü bir durum ama diğer Müslümanların bu durumu normal görmesi içler acısı. :(
Yazıklar olsun.
(Şükrü Aygün)
Yazıklar olsun.
(Şükrü Aygün)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)